İnci – John Steinbeck

Sanal

Uzun zamandır okuduğum kitaplar hakkında bir yazı yazmamıştım. Sürekli bir üşengeçlik hali yüzünden hiçbir şeye vakit ayıramıyordum. Ta ki hosting sitesine 40 lira verene dek. Birde domain sitesine 90 lira verene dek. Para bitince benle bu site kaldık. Can sıkıldıkça yazacağım artık. Neyse ki ay bitecek ve Alexa’da yükseldik. Click-bait yazım sayesinde iyi para kaldırdık. 2 yılımızı doldurduk. Bu şekilde ilerliyoruz şimdilik. Lafı fazla uzatmadan direk John Steinbeck’in İnci kitabına bakalım. İnci özet ayarında olacak.

Nedense bu adam yani John Steinbeck’in öyle bir dil anlatımı var ki, yemek tarifi kitabı yazsa heyecanla okurdum. Ya da klimanın kullanma kılavuzunu yazsa ne bileyim kılavuz uzun sürsün diye yavaş okurdum. Öyle ustaca bir yazardan bahsediyoruz. Zira Gazap Üzümlerini yazan bu yazar çizgisini İnci kitabında da bozmamış. Kitap yanlış anlamadıysam ki genelde yanlış anlarım fakir bir kızılderili köyünde bulunan inciyi ve o incinin yarattığı sonuçları anlatıyor. İnci özet anlatmaya çalışacağım.

Kitabın son sayfasının son kelimesini okurken başlangıçtaki olayla sondaki olay arasında garip bir bağ kurmuştum. O bağı anlatmaya çalışacağım bu kitapta. Ama önce hatırlamam gerek. Bu nedenle de kısa bir özet geçelim.

Kitabı uzun bir süre önce okuduğum için yazdıklarımın minimum %50’si büyük olasılıkla kitapla örtüşmeyecek.

Kino Özet

Kino var. Eski zamanların alfa erkeği. Çadırından çıkar, sigara içer köpeğe anlamlı bakışlar atar, köpekte ona anlamlı bakışlar atar. Halkını yani köyündeki insanlara göz gezdirir. Gaipten sesler duyar, şarkıdır – iyiliğin şarkıları. Sonra çadırına girer ve eşine anlamlı bakar ve yemeğini yer yatar uyanır ve aynı döngü süregelir.

Eşinin ismi Kinoye olsun bunun bebeği de Jr. Kino olsun. Kino aynı döngü içerisinde iken çadırına girer ve eşine anlamlı bakış atar. Eşi yemek yapar. Jr. Kino beşikte yatar vaziyettedir. Beşiğin üstünde de akrep vardır, zehirli olanından. Kino aha sokacak çocuğumu lan noluyor demeden akrep bebeği ısırır. Kinoye ise noluyor, niye ısırdı ki diyerekten akrebin bebeği ısırdığı yerden emmeye başlar, zehri dışarı çıkarmak için.

-Kinoye: Kalk oğlumu doktora götüreceğim.
-Kino: Götüremezsin, onlar zenginlere bakar bizim gibi fakirlere bakmaz.
-Kinoye: Deneyeceğiz şansımızı kalk!

Tüm köy toplanmış aha da bebeği ısırmış akrep derler. Bunlar şehre gider, tüm köyde arkalarından takip ediyor. Doktora giderler. Doktor evdedir ama uşağı onlara doktor evde yok der. Ama aslında evdedir ve parayı beğenmez. Doktor der ki kendi kendine bunlardan gelen para bana yetmez az paraya uğraşamam gönder şunları. Uşakta doktor evde yok diyerek bunları geri gönderir. Ama aslında hepsi doktorun evde olduğunu, paraları yetmiyor diye içeriği alınmadıklarını biliyor.

Eve dönerler daha doğrusu çadırlarına. Ve Kino para kazanmak için denize açılır. Denizde İnci bulmaya çalışırlar çünkü gelirlerini onunla kazanıyorlar. İşte hayatın efsane oyunu, Kino koskocaman bir İnci bulmuştur ama öyle böyle değil. Bayağı bayağı 10 milyon dolarlık bir İnci. Zengin olmuşlardır artık. Hayatın efsane oyunu bir oyun daha yaparak bebeğin durumunu iyileştirir. Yara kapanır, bebeğin ateşi düşür.

Kino büyük İnciyi buldu. Köy halkına bu yayıldı. Şehir halkına bu yayıldı. Doktor bunu duydu. Ve köye gitmek için yola koyuldu. Köye gitti. Kino’nun çadırını gördü. İçeriye girdi. Bebeği tedavi etti ve bir şeyler içirdi. Ben gelmesem ölecekti bu dedi. Sonra gitti. 1 saat sonra bebek yine kötüleşmeye başladı. Doktor geldi. Tedavi etti. Bebek iyileşti.

Kino karar vermişti İnciyi satacak ve çok parası olacaktı ve bu sayede hep Jr. Kino’ya hep de Kinoye’ daha iyi bakabilecekti. Oğlu okuyabilecekti ve şehirliler artık kendilerini kandıramayacaktı. Hayali buydu.

Sonra gidip bu incilerin satıldığı alana alın benim incim kocaman en az on milyon dolar eder bu dedi. İnci alıcısı adamda yok bu beş para etmez ne işe yarayacak ki kocaman zaten hiçbir yere sığmaz 5 lira veririm kargo senden diyerek kazık atmaya çalıştı. Kino yuh ama dedi. İnci alıcısı tamam 10 lira ama kimseye yapmam bunu dedi. Kino yine yuh diyerek terk etti.

Kitapta yine müzikler çalmaya başlamıştı. Ailenin şarkısı tekrar hüzünün şarkısına dönmüştü. Kino kararlıydı bu inciyi uzaklara götürüp daha fazla paraya satacaktı ve oğlu okuyacaktı.

Birkaç gün sonra Kino kıpırtı duydu çadırında. Karısı Kinoye inciyi almış denize doğru gidiyordu neden mi?

Biraz geri dönelim;

-Kinoye: Kino, bak bu inci lanetli gel şunu taşla kıralım ya da geri denize atalım yoksa bizi bitirecek bu.
-Kino: Hayır!

Kinoye denize doğru koşarken ki burada kocaman inciyi denize atacağı açıktır Kino koşarak yetişip karısını pataklıyor – kadına şiddete hayır – kadın yerde kanlar içinde yatıyor.

Kino çadırına sinirli sinirli dönerken bir adam buna bıçakla saldırıyor bu inciyi uzağa atıyor bu adamla kavga edip adamı öldürüyor. Bıçaklıyor daha doğrusu. Bıçaklanan adam kimin adamı olacak acaba?

Kino üzgün çünkü diğer adam büyük ihtimal inciyi almıştır. Yine fakir hayatına devam edecektir ve oğlu Jr. okuyamayacaktır.

inci özet
inci özet

Ama o da ne diğer adam sadece kaçmakla yetinmiş ve inci hala yerinde duruyordur.

-Kinoye bak kızım ben bunu satacağım ve zengin olacağız tatava yapma.

bu lafları derken çadırlarının alev içinde yandığını görürler. Evleri gitmiştir. Ek olarak Jr. ‘da ölmemiştir çünkü dışarıdadır o.

Napalım ne edelim derken kendilerini öldü göstermek için Kino’nun abisinin çadırına atarlar ve orada Kino abisiyle vedalaşır; bunlar öldürecek bizi zaten katilde oldum beni kızılderili olduğum için direk asarlar nefsi müdafaya falan bakmaz bunlar. Abisi de tamam al bıçak sana birde al yemek hadi kolay gelsin der ve vedalaşırlar.

Yola çıkarlar ve Kino takip edilmemek için iz bırakmamaya çalışır ama nafile. Takip edenler, izleri takip edenleri, Kino uzaktan görür ve o da ne! adamlar bize yaklaşıyor silahları falan vardır. Gel kız dağa çıkalım izimizi oradan kaybettiririz der.

Dağa çıkarlar aşağıda da adamlar kamp yapmışlardır. Artık kaçar yolu yoktur. Kino bunlara pusu kurup öldürecektir.

Olay başlıyor şimdi iyi seyirler…

Kinoye ve Jr. Kino mağarada kamptan adamlara bakıyorlar. Eğer Kino ölürse topuklayacaklar, inciyle birlikte.

Kino ise bu adamları öldürmek için James Bond kılığında yavaş ve sinsice yaklaşmaktadır. Bebek ağlar, adamlardan biri kedidir kedi der. Tekrar ağlar kedi değil lan bu derler. Kino gelir birini bıçaklar diğeri tüfeğiyle ateş eder. Kino tüfeğiyle ateş eden adamı da öldürür. Ama tüfek yukarıya doğru ateşlenmişti.

Kino ve Kinoye. Kinoye’nin sırtında bir bebek. Kanlar içinde. Ölü. Ovalarına geri dönüyorlar. Herkes onlara bakıyor etrafı çevrili. Ama onlar kimseyi görmüyor. Çocukları bir inci uğruna ölmüştür. Yoğun bir sessizlik. Kino inciyi denize fırlatır.

Kitabın özeti bu şekilde. Kitabı okuyunca daha duygusal oluyor ben yazamadım pek. Ama Kinoye ile Jr. kısmı iyiydi kabul edin.

Bu kitaptan anladığım ise şu şekilde;

-Bebek ölümcül hastalığa kapılır.
-Dua ederler ve bebeği tedavi edecek İnci çıkar karşılarına.
-Bebek iyileşir.
-Bedavadan inci var onu satalım derler.
-Bebek bu inci uğruna, zenginlik uğruna ölür.

Borsa düzeni gibi. Hayattan daha fazla istersen kaybedersin. Ayarında istersen kazanırsın. Kazandığın vakit bırakacaksın. İnci özet bu şekildeydi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şununla yapıldı ama şu an üşeniliyor