Bilgi Çöplüğüm

Araştırma

Bundan tam 7 milyon yıl önce şempanze atalarımız öninsan dediğimiz bir türe evrilmiştir. Ne kadar ilginç değil mi çünkü milyarlardır dönen dünya sonunda ilk meyvesini vermiştir. Fakat şöyle bir durum daha vardır bu rastlantı mıdır değil midir?

Rastlantıdır. Çünkü şu an sizi siz, beni ben yapan mutlak şey beynimiz içinde nöral ağlar ve bu ağların birbirleri ile iletişimidir. Ne kadar ilginç değil mi milyarlarca ağ birbirleriyle ilişki içinde. Ve bunun toplamı da kendine iradeli olarak kandıran, “seçimlerimin hepsini ben yaptım” diyene Homo Sapiens diyoruz.

Yani fakir bir bölgede doğup ölene kadar hamallık yapan insan sadece kendi seçimleriyle hamallık yaptı.

Yani zengin bir bölgede doğup ölene kadar eğitimini tamamlamış, saygın bir iş yerinde çalışan değerli insanımız ise yine kendi seçimleriyle bu hale geldi.

Ne kadarda dandik olduğumuzu şu örnekle açıklayalım;

Elektrik en az dirençli yolu seçer.

İnsanlar en az dirençli yolu seçer.

Elektrik iradesiz bir cansızdır.

İnsanlar iradeli bir canlıdır.

Yoksa iradesiz bir canlıdır mı desek?

Çünkü fare imlecini biraz küçülttüğümüzde “Haritaya uzaktan baktığımızda” zenginden fakire her kendini iradeli sanan insan aslında hayatı boyunca en dirençsiz yolu seçmekte.

Hippisinden geçmişte yaşayan korsanına ya da en gerizekalıdan en zekisine.

Herkesin seçimi basit bir şekilde dirençsiz yoldur.

Dirençli yolu seçen bazı akıllılar vardır. Bu da benim bu tezimi çürütür. Fakat bura da o kişilerin başkaları tarafından yanlış yönlendirildiği ortaya çıkar.

“A öğrencisinin puanı 80’dir ve 80 lik okula girebilmektedir.

Kıskanan B öğrencisi 75 lik okulu yazmasını tavsiye der ve onu DÜRTÜKLER

A öğrencisi kendisine kolay olanı değil arkadaşını dinler”

Dirençli yolu dirençsiz olarak göstermeyi başarmıştır kötü arkadaşı.

Bu kısa ve dandik örnekte dürtüklenmeninde insanlar üzerinde etkisini görebilirsiniz.

Bundan yüz bin önce atanız Maganta kabilesindeki Kokulu Kedi ağaca tırmanırken yere düşmüştü ama sağ olsun bugünlere aktarılan oğulları ve kızları “Yaklaşık 50 milyon ve daha fazlası” o ağaca tırmanırken düşmesinden mis gibi de etkileniyor. Yine mis gibi de sizin seçimlerinizi etkiliyor. Ve sizde yine mis gibi o seçimleri ben yaptım diye seviniyorsunuz.

Çok fazla dandik ve uç bir örnek ise;

Küçüklüğünüzde parkta oynarken sizi bir arı sokmuştu ya sonra ağlaya ağlaya annenizin yanına koşmuştunuz. Koşarken arkada mavi renkte bir Pepsi arabası geçmişti. Üzerinde de buz gibi bir kola resmi. Ama siz onu görmemiştiniz bile. Ama gören bilinçaltınızdı. Şimdi de bu yazıyı okurken canınız kola çekti. Yine yarın öbür gün markete gittiğinizde şeftali suyu yerine kola alacaksınız.

Dünyadaki hiçbir şirket reklamlara, o an müşteriler görüp ürünlerini alsın diye milyarlarca dolar harcamaz. Onların hedefi sizin bilinçaltınıza ulaşıp sizi bir nevi dürtüklemek.

Dikkat edin yerleşmiş markalar vardır. Coco-Cola gibi. Telefonsa Samsung, Apple gibi. Yiyecekse Burger King, Mc Donald’s gibi. Bugün bu yiyecek şirketlerinden daha yararlı ve lezzeti de daha güzel olan bir Kartong Cosking şirketi düşünün. Bu şirket 1 günde bu yiyecek firmalarının karşısına dükkanları açıyor ve reklamını televizyondan yapıyor. Siz bildiğiniz olan, yani size küçüklüğünüzden beri kendisini sürekli tanıtan marka olan Burger King’e mi girersiniz yoksa sadece 1 hafta televizyon reklamlarında gördüğünüz Kartong Cosking’e mi girersiniz? Büyük ihtimal bilinç altınız size şöyle diyecek; “La olum şu Burger King’i sürekli görüyorum adamlar iyi ki görüyorum sen de az yemedin oradan şu kartonlu yere girsen pişman olursun hem reklamda buz gibi kola da yanında verecekler King’de King’e gel King ol olum.ss” Sizde yanınızdaki arkadaşınıza “Burger King’den şaşılmaz hacı” diyeceksiniz. O da “Tamam” diyecek ve Burger King’de yemeğinizi yeyip kalkacaksınız. Dönüşte ise Kartong Cosking’e bakmayacaksınız bile.

Basit düşünmeyin. Basit düşünürseniz kaybedersiniz. Basit düşünmenin tam zıttı ise Komplo Teorilerine sıkı sıkı inanmaktır. Onlara da inanmayın yine kaybedersiniz. Sizi siz yapan, sizi siz yapacak ve sizi kazandıracak tek şey denge noktasında durmanız olacaktır.

Sizi siz yapan şeyin aslında olmaması da sizlere hakaret gibi geliyor.

Bir kitapta insanların bazı olayları anlayamadığını ya da anlasa dahi bu olayları kendisine yediremediği için kabul etmediğini okumuştum. Hatta buna bir isimde vermişti bu kitap. Kitabın ismi “Dan Brown Cehennem” Ama ismini hatırlamıyorum bu olgunun. “Parti veya taraf tutma buna örnek gösterebilir, bazılarını sinirlendirecek örnek ise hala sosyalizmi savunmaktır.”

Şu an düşündüğünüzde dışarı çıkıp insan öldüreyim diyor musunuz? Ya da savaş çıktığında ohh ne güzel herkesin kafasına sıkar soykırım yaparım diye düşünüyor musunuz? Elbette ki düşünmüyorsunuzdur. Lütfen düşünmeyin çünkü düşünmüyorsunuz.

Ama savaş çıktığında o soykırımları bal gibi yapacaksınız.

Bunu yapmanız etrafınızdakilerin zorlamasıyla da olmayacak. Tam tersine siz o an daha fazla insan öldürmek isteyeceksiniz.

Çünkü sizi, sizi yaratan toplum belirler. Ve bu topluma uymadığınız sürece bir hiçsiniz.

Yine çok uzun zaman önce okuduğum kitapta “İnsan yalnız yaşayamaz, onun fıtratında yoktur” deniyordu. Kitap Osho’nun bir kitabı olabilir.

Sizi siz yapan değer, aslında yok. Hepiniz kediden farksızsınız. Sadece kendinizi iradeli diyebilecek kadar zekisiniz.

Aynı bundan yüz yıllar önce insanların dünyayı evrenin merkezine alması gibi.

Asıl başarı da insanların dünyanın güneş etrafında dönmesini keşfetmesiyle başlamadı mı zaten?

Sonra ne mi oldu? İnsanlar sürekli bilgi edindi ve kendi gezegenlerinin varlıkta sadece BİR HİÇ olduklarını anladılar.

Sonra ne mi oldu? Geliştiler, geliştikçe aydınlandılar. Aydınlandıkça da aydınlattılar.

Peki bu insanlar üzerindeki yaşadıkları yeri yeteri kadar küçülttüler ve önemsizleştirdiler.

Ama sadece bir şeyi yapmayı unuttular.

Aslında kendilerinin bir hiç olduklarını. Sadece seçimlerini kendilerinin yaptıklarını sandılar.

Bundan yaklaşık 20.000 yıl önce de biz yani Homo Sapiensler artık dünyada söz sahibi olmaya başladık.

Kuzenlerimiz vardı; Neanderteller

Devamı gelir 2-3 yıl sonra

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şununla yapıldı ama şu an üşeniliyor