Martin Eden’in Yazdığı Jack London Kitabı – Domain’e 50 Lira Verdim!

Uzun zamandır yazmıyordum çünkü alan adına verdiğim 50 lira şokundan çıkamamıştım. Kendi iç benliğimde düşündükten sonra sitenin sloganını “Alan adına 50 lira verdim” olarak değiştirme kararı aldım. Böylece artık alan adına 50 lira verdiğimin havasını atacak ve yazılarımı yazmaya devam edeceğim.

resim 1

Alan adına 50 lira verirken aynı zamanda hayallerinin peşinden koşarak giden, karşısına çıkan yumruklu duvarlardan (Resim 1),  aldığı sayısız darbelere rağmen yılmadan ilerleyen Martin Eden kitabını okuyordum. Aslında dedim pes ederek o kadar fırsatı kaçırıyoruz ki! Şahsen bu benim başıma gelen bir durumdur. Geçmişte çoğu ileride değerlenecek işlerden o kadar kolay ve ucuz vazgeçmişim ki yakınıyorum. Belki 50 lira verdiğim bu sitem beni bir yerlere taşır diye bekliyorum. Ama Martin Eden derdi ki “Bu site ileride en iyi bloglardan olacak” hoş ben bu siteyi blog olarak kullanmıyorum.

Martin Eden Kimdir?

Jack London’un yazdığı şahsen yarı otobiyografik kitabın baş karakteri.

Peki Jack London, Martin Eden’i yazdıysa, Martin Eden neyi yazdı?

Şimdi Jack London, Martin Eden’i yazdığında, Martin Eden’i Jack London olarak yani kendisi olarak tanıtmadı. Aslında Martin Eden, Jack London’du ama Jack London, Martin eden değildi. Jack London, Martin Eden olmadığı için de Martin Eden’in kesinlikle Jack London’un hayatından izler taşıdığını ve Jack London’un Martin Eden kitabını yazmaya başladığında kendi hayatını anlattığını anlıyor oluyoruz.

Kitapta bazı yerlerde çok uzun cümleler kullanılmış. Bir an şu aşağıdaki videodaki gibi oluyor karakterler;

1.31’den sonrasını izleyiverin

Ama bu gibi cümleler çok değil. Kitabı tam bitirmişte sayılmam. Canım sıkıldığı için yazıyorum bir de domaine 50 lira verdim diye.

Aslında özet yazmakta isterdim ama kitabı tam bitirmediğim için yazamayacağım. Yazmak istedim yazdım.

16 Mart 2018 Düzenlemesi

14’ünde yazmıştım şimdi kitap bittiği için birkaç şey daha ilave etmek istiyorum.

Kitap harika, muazzam ve dehşet’ül vahşet. Çevirmene de buradan teşekkür etmek gerek aslında çünkü kusursuz bir iş çıkarmış.

Kitap yeri geldiğinde size kahkaha attırıyor. Yeri geldiğinde ise sizi üzüyor aynı sonda olduğu gibi. Ama yeri geldiğinde de Martin Eden gibi seviniyorsunuz. Yani roman karakterini yaşıyorsunuz. Kitabı 1 haftada okuyabildim ama nedense sanki 4 yıllık bir serüveni bitirmişim gibi geldi ki kitaptaki olaylarda sanırım dört yılda yaşanıyor.

Kitapta Jack London’un kendi düşünceleri de var ama bu kendi düşünceleri Martin Eden karakteriyle söylenmiş. Yukarıda Bihter’in kurduğu cümlelerden daha uzunu kitapta yeri korumuş bulunmakta. Bazı paragraflar ise makale tarzında ama bunların sayısı az. Zaten onları okumak bile zevkli olduğu için sorun çıkmıyor. Bazen anlayamayabiliyorsunuz ve tekrar okumanız gerekebiliyor. Kitapta geçen sevdiğim bir mısrayı paylaşayım.

“En ağır silleleri vursa da kader,

Ezilir belki ama eğilmez başım.”

Birde sevdiğim bir paragrafı paylaşayım kitabı okuyunca komik geldi spoiler olabilir belki.

“Sonra da soyanlarla soyulan hep beraber içerek dövüşü güçlünün kazandığını, dolayısıyla “Peri ve İnci”den gelecek olan on beş doları The Hornet‘in yazı işleri kadrosunun hak ettiği konusunda fikir birliğine varıp sulh oldular.”

Bu paragrafta absürtlük olduğunu sevdim ama iyi ki de yer almış kitapta.

Sonra birde bu var;

“Başarı, keyif aldığın şeyi yapmak değil, onu yaparken haz duymaktır.”

Bu da var, bir diyalogda geçiyor;

“Güzelliği, güzellik için sev,”

Birde kitap neyi anlatıyor ona azıcık değineyim.

Martin Eden var fakir bu burjuva hayatına özeniyor, günlerce kitap okuyor, az yatıyor ve sonunda kitap yazmaya karar veriyor. Sürekli kitap yazıyor tutmuyor sonra bir kitabı tutuyor ve sonra diğerleri de tutmaya başlıyor. Popüler oluyor. Ama bu adam diyor ki benim popüler olmadan önce yazdığım kitaplarımı makalelerimi almadınız şimdi popülerim diye hepsine milyon dolarlar veriyorsunuz. Ben o zamanlar açtım evime almadınız şimdi yine aynı kitaplarla popüler oluyorum ve beni evlerinize davet ediyorsunuz.

Zaten bu adamı sevgilisi de aile baskısı yüzünden terk ediyor. Bu da hayatın acı gerçeklerini alıyor tabii ki de. Spoiler geliyor devamını okumayın kitabın sonu gelecek.

Spoiler 3

Spoiler 2

Spoiler 1

Spoiler, evet. Kitabın sonu Stefan Zweig’in Bir Çöküşün Hikayesindeki kadın.

 

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir