Beyaz Gemi – Cengiz Aytmatov // Sırlar Dünyası Final Bölümü

Genellikle iyi kitaplar okurum. 60 sayfalık kitap olsa bile o kitap hakkında 1 saat araştırmalar yapar sıkılmadan yorumlar okurum. Beyaz Gemi bu sefer 4 yıl önce duyduğum fakat bir türlü alma fırsatı bulamadığım, bir reklam aracılığıyla görüp hatırladığım ve alıp okuduğum bu kitabı sizler için incelemeye çalışacağım. Aslında başlığa neden Sırlar Dünyası Final Bölümü yazdığımı da benim kendi yorumlarımı okuduktan sonra hak vereceğinize inanıyorum.

Bilmeyen ziyaretçiler için “Sırlar Dünyası” zamanın Samanyolu TV’sinde yayınlanmış olan, ibret verici olayları anlatan bir dizi-film’dir. Pek takip etmesem de bir kaç bölümüne denk gelmişliğim ve yemek yerken izlemişliğim vardır. Sizde capslerden vs. illaki bir yerlerden duymuşsunuzdur.

Kitap “Ötüken” yayınlarının yayımladığı bir kitap. Kapak tasarımı ve kağıt kalitesi tatmin edici. Beğendim. Fakat asıl özünü bize sayfaların kokusu ve düzeninden ziyade beynimizde canlandırdığı kurgu verecek.

Kitabın özeti şu şekilde. Sohbet ediyormuş gibi yazacağım.

Şimdi bir tane yaşlı bi amcamız var. Kendisine Mümin dede diyorlar bu adam çok yardım sever. İyi bir adam ama iyilerin nasıl muamele gördüğünü biliyorsunuz. Küçük çocuklar, büyük adamlar kendisiyle ara sıra takılır. Güler eğlenirler. Fakat bu adam herkese yine yardım eder. Zaten çoğu kişi de bu Mümin Dede’yi sever. Ama tam bir Beta erkeğidir. Sanırım ilk karısı öldü hikayede 2. karısıyla evli. Nasıl cümle oldu bu?

Bu 2. karısı buna biz kısaca nine diyelim. Bu Mümin Dedeye sürekli emirler veriyor. Kadın hayatından memnun değil yani anlaşılıyor. Birde Starring olan çocuk var. Bu da koca suratlı ve kepçe kulaklı tatlı bir erkek çocuğu. Okula yeni yeni başlamış ve derslerine önem veren birisi. Bu çocuğun annesi babası ayrılmış ve bunu terk etmişler.

Orozkul diye bi adam var. İçki içip karısını dövüyor. Bunun karısı Mümin Dedesinin kızı. Mümin Dedenin Kızı “Kocam sever de döver de” kafasında. Mümin Dede, Orozkul’un işinde çalıştığı için bir şey yapmaya kızıyor. Orozkul karısını kısır olduğu için dövüyor.

Karakterler bu şekilde. Dikkatinizi çekmiştir okuyanların, kitapta çoğu kişinin ismi yok.

Mümin Dede torununu aşırı derece de çok seviyor. Kafası şöyle “Biz adam olamadık bari bu çocuk adam olsun”. Ve torunu için ölmeye hazır. Ona çanta alıyor vs.

Birde Maral Ana efsanesi var. Onunda hikayesi şöyle “Şimdi bi kız bi erkek olmak üzere bir soydan iki tane insan kalmış. Onlar tam ölürken Maral ana onları bana ver kimse görmez besleyeyim çocuklarım olsun. Öldürecek olan kişide bu insanları veriyor. Maral ana gidiyor gidiyor çok uzaklara onları sırtında taşıyor. Sonra güzel bir yer buluyor onlara. Bu 2 insanın çocukları oluyor çoğalıyorlar, çoğalıyorlar. (Maral Ana geyik bu arada ciddiyim.)

Zaman geçtikçe bunlar ölüyor. Torunları da geyiklerin boynuzu güzel diye dağda öldürüp mezarlarına koyuyorlar. Zaman böyle geçiyor bunların torunu, torunlarının torunu vs. hepsi eğlenceye düşkün oluyor. Dağda hiçbir geyik kalmıyor. O derece geyikleri öldürmüşler. Boynuzlarını almışlar.

Mümin dede bu efsaneye diniymiş gibi inanıyor. Torununa da bunu aşılıyor. Torununun kafası da Beyaz Gemi’ye ulaşmak çünkü babası orada çalışıyordur ona göre. Denize atlayıp yarı insan yarı balık babasına gidecek.

Zaman geliyor Mümin dede ve Orozkul yanında bir kaç adamla dağa çıkıyorlar. Odun getirmek için. Tam o sırada geyikleri görüyorlar. Zorla Mümin Dede’ye gıcıklık olsun diye Geyikleri ona vurduruyorlar silahla. Mümin Dede affet Maral Ana diyor. Öldürüyor.

Çocuk o esnada evde grip olmuş yatıyordur. Sonra dışarıda ses duyuyor bir bakıyor millet içki içip et yiyor. Sonra bu etin geyik eti olduğunu hatta Maral Ana’nın eti olduğunu görüyor. Duygusallaşıyor. Dedesine diyor dede ben gidiyorum sizden hayır yok bari yarı insan yarı balık denizlerde yaşayayım. Gidiyor ve denize ya da ırmağa atıyor kendini.

Olay kısaca bundan ibaret.

Şimdi neden Sırlar Dünyası dedim?

Sırlar dünyasında da bir dede vardır torunu vardır. Bu toruna ebeveynleri hiç iyi bakmıyordur. Torununa dedesi bakıyordur. Sonra bunların arası çok iyi oluyordur. Dedesi ölünce çocuk çok ağlıyordur vs.

Yani film olsa klasik Türk dram filmi olur.

Ama şunu da ilave etmeliyim. Kitap okunabilirlik açısından çok iyi dizayn edilmiş. 160 küsür sayfa’da her şey iyi bir şekilde anlatılmış. Fakat aynı haz ve duyguyu 80 sayfalık kitap haline getirilip de alabilirsiniz. Çünkü biraz uzatılmış geldi bana konular. Belki de yazar kitaba alışmamızı sağlamıştır fakat 80 sayfada da konu çok güzel bir şekilde dile getirilebilirdi.

Kitap bir kere çok ahım şahım bir kitap değil. Yani kesinlikle okumalısın diyeceğim bir kitap değil maalesef.

Kitabın sonunda yazarın notu var. Diyor ki ben burada sanat yaptım. Sanat bence o duyguyu yaşamak. Ben kitabı bitirirken her şey kendiliğinden oldu. Çocuk doktor dede’de emekli olabilirdi fakat olayların akışı benim kontrolümde değildi şeklinde güzel bir açıklamada bulunmuş.

Aslında bizim okuduğumuz bu kitap bir Cengiz Aytmotov eseri değil. Onun bilinçaltının eseri ve bu kitap için bilinçaltını sağlayan güce teşekkürlerimi iletiyorum.

Okuduğunuz için size de teşekkürlerimi iletiyorum.

Aynı bilinçaltının bizlerde de olduğunu hatırlatıyorum.

Başarı için bilinçaltınızı keşfetmenizi öneriyorum.

Sitemin hitinin artması içinde Google’a az üst sıralara koy beni diyorum.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir